Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘toplum’

Bir yere koştuğu yok. O kendi mecrasında, -büyük ölçüde- dizginlerini elinde tutanların öngördüğü istikamet ve hızda gideceği yere gidiyor. Zannımca soruyu şu şekilde sormak daha faydalı: Biz o vasatta nereye koşuyoruz?

Bu sorunun cevabı, internetin ve sonrasında sosyal medyanın hayatımızın bir parçası haline gelmesinden itibaren konuya ilgi duyan kesimlerce tartışılıyor. Ekran karşısında uzun zaman geçirenlerin kas-kemik yapısındaki bozulmalardan, ruhi ve sosyal tahribatlara kadar bir dizi -bir kısmı kesinleşmiş- muhtemel sorunlar ve çareleri üzerine kafa yoruluyor.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Hadi geçmiş olsun! Kenardan seyrettiğim bir seçim sürecini geride bıraktık. Sonucun ve bu sonucun getireceği bundan sonraki sürecin milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bildiğiniz gibi siyaset kurumu ucu tek tek her birimize dokunan/dokunacak toplumsal gidişatı şekillendiren karmaşık mekanizmanın önemli bir parçasıdır. Bu mekanizmada yer alan ferdi ve kurumsal her unsurun/aktörün etkileşimi tek taraflı değil daima iki yönlüdür. Kim ne ektiyse, karşılıklı olarak onu biçer..

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Geçen hafta Türkiye ve Dünya ölçeğinde Maraş’ın havsalamda nasıl bir yeri olduğunu çok genel hatlarıyla mukayeseli olarak belirtmeye çalışmıştım. Büyük adam.. Büyük kurum.. Büyük Maraş.. Kulağa hoş geliyor. Peki ilk ikisini bir kenara bırakırsak Maraş açısından bu nasıl mümkün olur, gerçekleşmesinin şartları nedir? Kendi zaviyemden bakınca ne gördüğümü bizimle hiç ilgisi olmayan(!) uzak atıflarla dile getirmeye çalışayım..

Desem ki, herhangi bir mekanda nasıl oturduğumuzla gelişmemişliğimiz arasında bir ilişki var, kimse inanmayacak. Demeyeceğim..

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Düğün konvoyu şeklinde yol alan bir grup araç hiçbir engelleme ile karşılaşmadan trafiği birbirine katar ve yaptığı yanına kar kalırsa ne olur? Aynı soruyu, askerlik celp dönemlerinde sergilenen akrobatik sürüşleri ve taşkınlıklar için sorabiliriz. Aynı soruyu, sıcak havalarda sol elini camdan sarkıtarak kilometreler boyunca direksiyon hakimiyetini diğer kumandaları sağ elinin hünerine terkeden sürücüler için de sorabiliriz.

Gecenin bir yarısı sessiz sokaklardan geçerken arabanın camını ve müziğin sesini Allah ne verdiyse açanları, gece gündüz demeyip yerleşim alanlarında, çarşılarda lastik cayırdatanları da aynı soru işaretinin parantezine alabiliriz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir geçtiği yerden bir daha geçmeyen, geri dönüşü, tekrarı olmayan ve bir yöne doğru akıp giden hayatı, akıp giden bir ırmağa benzetirim. Bir ırmağın ne idüğü hakkında hepimizin az çok bir fikrimiz vardır. Bu benzetme; akış nedir, dalga nedir, girdap nedir, ters akıntı nedir, ilâahir… gibi bildiklerimizle hayatın bilinmezleri arasında ilintiler kurarak biraz olsun anlayabilmemize ve hatta, eğer doğru bir modelleme yapabilmişsek hadiselerin gidişatı yönünde bazı öngörülerde bulunabilmemize kapı aralar.

Hayat insanı sürekli olarak bir yerden bir yere taşır, götürür; tıpkı bir ırmağın, cüssesine nisbetle daha küçük şeyleri bir yerden bir yere taşıyıp durduğu gibi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Kökünü kazıyacağız!” çıkışının üzerinden bir gün bile geçmeden Twitter’a erişime sınırlama getirildi. Çok sürmeyen ilk şaşkınlığın ardından, kapıdan giriş imkanı bulamayanlar pencereden bacadan girmenin yolunu keşfediverdi. ‘Nerede kalmıştık?!’ diyerek yazıp çizmeye ve salvolara kaldığımız yerden devam ettik.

Doğrusu, bu yasakla tam olarak ne amaçlandığını kestirmekte zorlanıyorum. İlk elde yazılıp söylenen şeylerin meseleyi tam olarak izah etmediği kanaatindeyim. Hatta bu kanaatimi, sezgilerime de danışarak “bir taşla iki “kuş”” şeklinde de ifade ettim. Yanılıp yanılmadığımı da zaman gösterecek.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: