Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘sosyal sorunlar’

Yaygın bir sorun kişi ya da  zümre bağlamında tartışılıyorsa bilinmelidir ki o sorunun çözülmesi istenmiyor demektir. Bu sorun veya sorunlar ister aile ya da işyeri gibi dar topluluklarda başgösteren türden olsun, isterse bir kavmi, toplumu ilgilendirsin, durum böyledir. Hatta uluslararası düzeyde tüm insanlığı ilgilendiren sorunlar için de bu önermenin büyük ölçüde geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Adı sanı belli bir sorunun gerçekten çözülmesini istemeyen -bazan bilerek, isteyerek bazan da derin kurnazlık içgüdüleriyle farkında olmadan- bunu mutlaka bir kişi veya zümre bağlamında tartışmaya açar. Çünkü her sorun bir veya daha fazla açık kapı sayesinde varlığını sürdürür ve varlığı sürdükçe de ya nemalanma sebebidir ya da istismara uygun durumlar/sonuçlar üretir. Eğer sorun gerçekten bertaraf edilirse ‘bizim kurnaz’ ne ile geçinecektir?! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Düğün konvoyu şeklinde yol alan bir grup araç hiçbir engelleme ile karşılaşmadan trafiği birbirine katar ve yaptığı yanına kar kalırsa ne olur? Aynı soruyu, askerlik celp dönemlerinde sergilenen akrobatik sürüşleri ve taşkınlıklar için sorabiliriz. Aynı soruyu, sıcak havalarda sol elini camdan sarkıtarak kilometreler boyunca direksiyon hakimiyetini diğer kumandaları sağ elinin hünerine terkeden sürücüler için de sorabiliriz.

Gecenin bir yarısı sessiz sokaklardan geçerken arabanın camını ve müziğin sesini Allah ne verdiyse açanları, gece gündüz demeyip yerleşim alanlarında, çarşılarda lastik cayırdatanları da aynı soru işaretinin parantezine alabiliriz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yolu bir ortamektepten geçmiş herkes turnusol kağıdının ne olduğunu bilecektir. Malumu ilam gibi olacak ama ‘yahu o neydi!’ diyerek hatırlamakta güçlük çekenler için kısaca belirtelim. Şöyle parmak kadar bir kağıt parçası.. Bir sıvıya batırdığınızda sıvının asidik veya  bazik özellik taşımasına bağlı olarak başka bir renge bürünür. Maraş diline tercüme edersek ‘ayı mı gurt mu’, olduğunu anlamamızı sağlar. Bu girişin sebeb-i hikmetini de söyleyeyim; bir mani çıkmazsa aralıklı olarak birkaç yazımı, Türkiye ölçeğinde bir turnusol kağıdı gibi gördüğüm bir meseleye hasretmek düşüncesindeyim.

Ülke genelinde büyük şehirlerin göbeğinden en ücra köylere kadar (daha&helliip;)

Read Full Post »

Daha Dün Köyümüzün Yollarında Koşarken…

Bir önceki yazımda bahsettiğim, “pilli cereyanlı, çanta radyo”nun sahibi veya benzerleri, günün birinde şehrin göz kırpmalarına dayanamayıp pılıyı pırtıyı topladığı gibi şehre kapağı atarsa ne olur; biraz da buna bakalım.

Evvelemirde başını sokacak iki göz bir ev bulup yerleşir, küçük büyük demeden bir kazanın kulpuna da yapışıp maişet kaygısını da hal yoluna koymuşsa yavaş yavaş yeni komşuluk ilişkileri de şekillenmeye başlar. Günler geçtikçe, daha önce hiçbir kısıtlama ile karşılaşmadan ve doğru olup olmadığını hiç düşünmeden yapageldiği bir takım davranışları, çevreden gelen “etkilerle” yeniden düşünmeye zorlanır. Sular seller gibi “ezbere bildiği” şeyleri yeniden öğrenme faslı başlamıştır. O “etkiler”, bazen münasip bir dille uyarıdır, bazen bir bakıştır, bazen de kişinin kendi feraseti ile ulaştığı bir kanaatdir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: