Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘şehir kimliği’

Bir kitaptan aktardığım şu satırları birlikte okuyalım;

Takatuka Yokuşu Sokağı:  … tarafındaki ilk paralelden aşağıya iner. Körbakkal sokağı Tabaklar Külhanı sokağa bağlar. Takatuka; gürültü patırtı; basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz veya odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak anlamına gelmektedir. Şeyh Hasip Efendi Tekkesi’nin az ilerisinde Takatuka Sokak üzerinde tekkeye ait büyük bir su haznesi bulunmaktadır. Kesmetaş ve tuğla hatıllı olarak yaptırılmış olan bu haznenin, Sarı Mehmet Paşa’nın muhteşem konağı altında bulunduğu…”

Devam edelim; (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Daha Dün Köyümüzün Yollarında Koşarken…

Bir önceki yazımda bahsettiğim, “pilli cereyanlı, çanta radyo”nun sahibi veya benzerleri, günün birinde şehrin göz kırpmalarına dayanamayıp pılıyı pırtıyı topladığı gibi şehre kapağı atarsa ne olur; biraz da buna bakalım.

Evvelemirde başını sokacak iki göz bir ev bulup yerleşir, küçük büyük demeden bir kazanın kulpuna da yapışıp maişet kaygısını da hal yoluna koymuşsa yavaş yavaş yeni komşuluk ilişkileri de şekillenmeye başlar. Günler geçtikçe, daha önce hiçbir kısıtlama ile karşılaşmadan ve doğru olup olmadığını hiç düşünmeden yapageldiği bir takım davranışları, çevreden gelen “etkilerle” yeniden düşünmeye zorlanır. Sular seller gibi “ezbere bildiği” şeyleri yeniden öğrenme faslı başlamıştır. O “etkiler”, bazen münasip bir dille uyarıdır, bazen bir bakıştır, bazen de kişinin kendi feraseti ile ulaştığı bir kanaatdir. (daha&helliip;)

Read Full Post »

46 No.lu şehir, 13 No.lu mahalle, 8140 No.lu sokak… Kulak tırmalıyor değil mi? Hem de nasıl!. Bu kadarla kalsa öpüp başıma koyacağım ama kalmıyor. Bütün samimiyetimle söyleyeyim ki, aklıma geldikçe ruhumu örseliyor; hem de duyduğum ilk günden beri..

Efendim, vaktiyle devletin resmi posta kurumu aracılığıyla Maraş’a bir zarf göndermem icabetti. “Alıcının adını, Sarayaltı Cad….” diye başlayan adresi ve diğer gerekli bilgileri yazıp gönderdim. Aradan üç beş gün geçtikten sonra muhatabımı arayıp sorduğumda, zarf henüz varmamıştı. Biraz daha zaman geçti, yine yok… Derken bir de baktım ki, “aldım” haberini beklediğim zarfın kendisi bana geri geldi. Üstüne düşülen notta deniyordu ki: “Yazılan adres bulunamadığından….”. Hasbünallah!. Ne demek “adres bulunamadı”?! Taşınma, terk-i diyar etme, ölüm v.s. sebeplerle kişilerin/kurumların bulunamamasını anlarım da, bu “adres”in başına ne gelmiş olmalı ki yerinde bulunamıyordu!!. Meğer öğrendik ki bir el; her biri tarihten acı-tatlı bir hikayenin, şahsın, bir kuşun, çiçeğin, ilh. izlerini taşıyan sokak levhalarını indirip, yerine cibilliyetsiz numaraları sırayla çakıvermiş. Heyhat ki, kamu yönetimi eliyle yapılan bu değişiklikten bir başka kamu kurumunun haberi yokmuş! Hem de yegane işi bu sokaklara posta taşıyan kamu kurumunun…

(daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: