Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘sağlıklı beslenme’

Geçen haftaki yazımızdan öne çıkan bazı şeyleri hatırlarsak; “Hayvanlardan bitkilere/ağaçlara, kendileriyle ünsiyet peyda ettiğimiz diğer cansız varlıklara ve hatta kullandığımız eşyalara kadar bizimle hemhâl olan, hayatımıza bir katkısı olan her şeyin, biz o kadar üstünde durmasak da, anlam ve değer dünyamızda mutlaka bir karşılığı vardır.” demiş ve devam etmiştik;

“Ve yine biz dikkat etmesek de bizim onlara yaklaşımımızdan, önce etkilenir sonra o etkinin sonuçlarını bize tekrar yansıtırlar; ama az ama çok!.. Burası çok önemli.. Çünkü bizimle hemhâl olan her ‘şey’ kendi cirmiyle mütenasip şekilde bir nevî ‘hayat arkadaşımız’dır.”

En sonunda da (daha&helliip;)

Read Full Post »

Birkaç ay önce hayvanlara yem almak için gittiğim bir yemcide öteye beriye yerleştirilmiş çuvalların içinde ne olduğuna bakarken, bir tanesinde “Tam Buğday Unu” etiketini gördüm. Birkaç kilo satın alıp eve getirdim.

Beş-altı yıldan bu yana ağırlıklı olarak kepekli, çavdar, karışık tahıldan yapılmış v.s. ekmekle ağırlık versek de hepsini fırından, çarşı-pazardan alıyorduk. Gün geçtikçe bu tür ekmekler hakkında da zihnimizde soru işaretleri çoğalmaya başladı. Bir gün zihnimde bu soru işaretlerini değerlendirirken “acaba kendi ekmeğimizi yapmayı denesem nasıl olur?” sorusuyla burun buruna geldim. Kısa bir tereddütten sonra bu ve buna bağlı yan sorulara fiili cevaplar vermeye koyuldum.

Prensibi şöyle koydum; eğer beyaz un, hazır maya, kabartma tozu v.s. kullanacaksam bu işe girişmemin hiç anlamı yok. Bırak zihnindeki o soru cevapsız kalsın!

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Daha önce de böyle bir şâyia vardı. “Bir tür böcek”ten elde edilen renklendirici maddenin bazı endüstriyel gıdalara-meşrubatlara katıldığı yazılıp çiziliyordu. Görünen o ki, benim gibi bu sektörün işleyişine yabancı olanlar açısından da bu durum artık şâyia olmaktan çıkmış ve vâkıa olarak kayıtlara geçmiştir.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Hadi sana güle güle!

 İlginçtir, gelişmiş diye bildiğimiz batı ülkeleri yaşadıkları hayatın, insan ve çevre sağlığı bakımından aslında gerçek manada gelişmişlik olmadığını nihayet keşfetmişe benziyor. Diyebilirim ki, belli kesimler ve organizasyonlar neredeyse panik halinde, teknoloji ve refahın kendilerine sunduğu ya da dikte ettiği hayat tarzından bir önceki hallerine kaçmaktalar. Hem de “katrina” görmüş Amerikalı gibi!.

Bir süredir bu tür internet siteleri ve yayın organlarında yeni yeni haberler okuyoruz. Mesela, şişelenmiş su tüketilmemesi için kampanya ve haberler yapıyorlar. Hatta bazı okul ve üniversitelerde şişelenmiş su satışı yasaklandı bile. Mesela, meşrubat v.s. içerken kullanmak için plastikten yapılmış “pipet” ler yerine camdan yapılmış ve yeniden kullanılabilir olanlarını öneriyorlar.

Dahası da var; Kanada ve ABD gibi ülkelerde artık helâ giderlerini kanalizasyon sistemine bağlamak yerine, geliştirdikleri bir sistemle katı atıkları (af buyurun, üç harfli insan atığı) kompost (çürütülmüş organik atık) haline dönüştürüp doğrudan organik gübre olarak kullanmayı özendiriyorlar. Hem de bu işlem evin içinde veya hemen duvarın dışında gerçekleşiyor. Tabii, şimdilik özellikle müstakil ev, yazlık, çiftlik evi v.b. yerlerde uygulanıyor.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: