Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘ekmek’

Birkaç ay önce hayvanlara yem almak için gittiğim bir yemcide öteye beriye yerleştirilmiş çuvalların içinde ne olduğuna bakarken, bir tanesinde “Tam Buğday Unu” etiketini gördüm. Birkaç kilo satın alıp eve getirdim.

Beş-altı yıldan bu yana ağırlıklı olarak kepekli, çavdar, karışık tahıldan yapılmış v.s. ekmekle ağırlık versek de hepsini fırından, çarşı-pazardan alıyorduk. Gün geçtikçe bu tür ekmekler hakkında da zihnimizde soru işaretleri çoğalmaya başladı. Bir gün zihnimde bu soru işaretlerini değerlendirirken “acaba kendi ekmeğimizi yapmayı denesem nasıl olur?” sorusuyla burun buruna geldim. Kısa bir tereddütten sonra bu ve buna bağlı yan sorulara fiili cevaplar vermeye koyuldum.

Prensibi şöyle koydum; eğer beyaz un, hazır maya, kabartma tozu v.s. kullanacaksam bu işe girişmemin hiç anlamı yok. Bırak zihnindeki o soru cevapsız kalsın!

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Ne yazık ki hala büyük miktarlarda ekmek yenmeden çöpü boylamaktadır. Ne kadar yazık! Bir taraftan; geçimimizi temin etmekle meşgulken, yeri gelir “- eee, ne yapalım ekmek parası için ter döküyoruz” sözünü sarfederiz, diğer taraftan uğruna ter döküp mücadele ettiğimiz ekmeği çöpe atarız. Bu, ekmekten evvel ve hatta herşeyden evvel kendi emeğimize yeteri kadar saygı göstermediğimiz anlamına gelmez mi?
 
Tabii ki, kendine saygısı olanları, emeğine ve emeği karşılığında kazandığı ekmeğine kıymet verip israf etmeme konusunda titizlik gösterenleri kastetmiyorum. Onlar, ellerinden geldiğince bir lokma ekmeği bile ziyan etmedikleri gibi, bunun yanında, çoğunlukla sofrada biriken kırıntıları bile atmayan, en azından ‘hiç olmazsa bir hayvanın kursağına girsin’ diye parklarda, şurda-burda basılmayacak bir yere (eskilerin deyimiyle selâmet bir yere) bırakan duyarlı kişilerdir.
 
Siz de bu konuda hassasiyet gösterenlerdenseniz, şu sayfaya bir göz atmanızda fayda olabilir.
Belki de artan ekmeklerinizi, bildiklerinizden farklı bir şekilde değerlendirme yöntemi bulabilirsiniz.
 
Bir de ekmek yapmakla yetinmeyip, bunu bir sanat haline getiren ve işini bu anlayışla yürütenler var.

.

Read Full Post »

Gün geçmiyor ki, petrokimya ürünü ambalaj malzemesi ile temas eden gıdaların insan sağlığına katkı yapması beklenirken, tam tersi bizi sıkıntıya sokan, bağışıklık sistemimizle çatışan bir canavara dönüştüğünü gösteren bir araştırma okumayalım. Bu ambalajlara, evimizin ya da işyerimizin bir köşesinde bazan tepetaklak bazan da kıçüstü oturup sakin sakin duran “polikarbonat” lâkaplı mendebur da dahil.

Bu meretler, yeri geliyor öyle de pratik iş görüyorlar ki, bütün bütün gözden çıkarmak da doğrusu pek kolay değil. Fakat haklarında hiç de hoş olmayan yayınlar ve kanaatler çoğaldıkça, bunlardan sağladığımız fayda ile sağlığımız arasında çok önemli bir tercihe zorlanacağız ve bence bu yol ayırımına çok yakınız.

Gerçi zaman zaman kullansak da, daha haklarında (aleyhte) bu kadar “bilimsel dedikodu” çıkmadan önce de, petrolden üretilen ve kısaca “naylon” olarak bildiğimiz bu nesnelere hep soğuk baktım. Son yıllarda bu mesafe daha çok açıldı ve yollarımızı ayırma konusunda bir yerden başlamaya karar verdim. Yaklaşık bir yıldan beri de bu mendebur “naylon”ların ekmeğimizden el çekmesini sağladım.

Artık çantamda, arabada ketenden yapılmış bir bez torba bulunduruyorum. Fırından ekmek alırken de; daha ekmeği istemeden ‘poşet istemediğimi’ belirtip bez torbamı açıp hazırlıyorum. Ekmek memnun, ben memnun, fırıncı memnun..

(daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: