Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘algı yanılması’

Bir yere koştuğu yok. O kendi mecrasında, -büyük ölçüde- dizginlerini elinde tutanların öngördüğü istikamet ve hızda gideceği yere gidiyor. Zannımca soruyu şu şekilde sormak daha faydalı: Biz o vasatta nereye koşuyoruz?

Bu sorunun cevabı, internetin ve sonrasında sosyal medyanın hayatımızın bir parçası haline gelmesinden itibaren konuya ilgi duyan kesimlerce tartışılıyor. Ekran karşısında uzun zaman geçirenlerin kas-kemik yapısındaki bozulmalardan, ruhi ve sosyal tahribatlara kadar bir dizi -bir kısmı kesinleşmiş- muhtemel sorunlar ve çareleri üzerine kafa yoruluyor.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

30 Mart yerel seçimi muhalefetin yüksek düzeyli beklentileri istikametinde sonuçlanmadı. Ben saymamıştım, sayanlar söylüyor; Ak Parti’nin girdiği ve her seferinde diğer partileri geride bıraktığı sekizinci seçimmiş. Muhalefet (Ak Parti iktidarından gayrımemnun kitle), her seferinde mindere yapışmanın getirdiği, zaman zaman öfke kabarmalarına yol açan bir bıkkınlık ve ümitsizlik halini yaşıyor.

Ben istiyorum ki, seçimi kim kazanırsa kazansın, iktidarda hangi parti olursa olsun, muhalefeti temsil eden partiler veya siyaset dışı kurumlar çetin ceviz olsunlar, kolay lokma olmasınlar. Milletin eğitim, sağlık, refah, yolsuzluk, adalet ve sair taleplerini ya da var olan dertlerini, yerel ve genel politikalara ilişkin şikayetlerini bizim adımıza güçlü bir şekilde haykırsınlar. İktidarda olanlar, milletin mis gibi haklı talepler ve şikayetler kokan nefesini her daim ensesinde hissetsin. Gel görelim, bugünkü muhalefette bundan eser yok..

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Cazibe katsayısı yüksek sözlere ve bunlar etrafında örülen vaadlere oldum olası mesafeli durmayı itiyad etmişimdir. Hürriyet anlamında kullanılan ‘özgürlük’ ve mutluluk kavramları bu sözlerin başında gelir. Fakat herkes böyle düşünmüyor olmalı ki, bu değerleri Cuma namazı çıkışında fî-sebîlillah dağıtılan ‘mayam şerbeti’ ile karıştırıp her teklif edildiğinde cazibesine dayanamayıp “üzerine atlayanlar” hiç de az değil. Dahası, bizim zaafımız sayesinde bu kavramlar öyle acaip bir alışverişe konu ediliyor ki tarihte bir örneği var mıdır bilmiyorum.

Önce, bu alışverişi ihdas edene şöyle esaslı bir şapka çıkaralım!. Öyle bir alışveriş ki, şeytani bir deha ile adım adım kurulan bu tezgahta, satan da alan da aynı taraftır. Bu mahir tezgahtarın kendi satıp kendi aldığı metânın parasını/bedelini ödeyip “bir şey” aldığına ikna edilen taraf da biziz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: