Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Şehir ve İnsan’ Category

Bir ‘tavuk yazısı’ vaadimiz vardı.. Bu vaadi dile getirdiğim tarih Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesiydi ve adaylardan Sn. Muharrem İnce’nin bir zamanlar tavuk çiftliği olduğundan hareketle birtakım dokundurmalar yapılıyordu. Muhtemeldir ki o bağlamda birşeyler yazacağımı düşünmüş olanlar çıkmıştır. Ama konunun siyasetle doğrudan hiç alakası yok.

Bildiğiniz gibi başlıktaki sıfat son birkaç yılda ilgili üreticiler ve perakendeciler tarafından (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Henüz dumanı üstünde tüten Pazar günkü seçim şüphesiz zorlu seçimdi. Hem yeni bir döneme geçişin son eşiği olmak bakımından hem de çok kısa bir zamana sıkışmış olması bakımından da ayrıca zorluklar, nisbî belirsizlikler içeriyordu. Oldu bitti, geçmiş olsun ve hepimize ve geleceğimize hayırlı olsun.

‘Zorlu’ bir seçim süreci geçirmiş olduğumuz şuradan da belli; siyasi düzlemde ittifaklar ve söylemler bağlamında alışılmadık savrulmalar gözlemledik. Ne demiştik fî tarihinde; (daha&helliip;)

Read Full Post »

Kısa kısa değineyim..

Bildiğiniz gibi zaman zaman Türkiye’nin ve toplumun gidişâtına dair çok da içaçıcı olmayan tespitlerimi kanaatlerimi sizlerle paylaşıyorum. Bundan muradım ne kimseye had bildirmektir ne de tek başıma herşeyi düzelteceğim vehmidir. Sebep şudur;

İnsan ancak ya kendiliğinden ya da hatırlatıldığında, mükellefiyitini idrak edebildiği ve gereğini yapma gayreti gösterdiği kadar insandır. Ben de bu milletin, bu toprakların nimetleriyle var olabildiğim bilinci ve bunun yüklediği sorumlulukla gördüğüm yanlışları, aksaklıkları muhtelif vesilelerle sivri ya da yumuşak üslupla dile getirdim. Üstelik de bunları çok daha derinlemesine görmesi gerekenlerin körlüğünü, sağırlığını, basiretlerinin bağlanmışlığını gördüğüm halde epey çırpındım. Sorumluluğumu yapmış olmanın vicdani rahatlığı içinde belki son bir iki şey söylemem gerekirse;

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Yaygın bir sorun kişi ya da  zümre bağlamında tartışılıyorsa bilinmelidir ki o sorunun çözülmesi istenmiyor demektir. Bu sorun veya sorunlar ister aile ya da işyeri gibi dar topluluklarda başgösteren türden olsun, isterse bir kavmi, toplumu ilgilendirsin, durum böyledir. Hatta uluslararası düzeyde tüm insanlığı ilgilendiren sorunlar için de bu önermenin büyük ölçüde geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Adı sanı belli bir sorunun gerçekten çözülmesini istemeyen -bazan bilerek, isteyerek bazan da derin kurnazlık içgüdüleriyle farkında olmadan- bunu mutlaka bir kişi veya zümre bağlamında tartışmaya açar. Çünkü her sorun bir veya daha fazla açık kapı sayesinde varlığını sürdürür ve varlığı sürdükçe de ya nemalanma sebebidir ya da istismara uygun durumlar/sonuçlar üretir. Eğer sorun gerçekten bertaraf edilirse ‘bizim kurnaz’ ne ile geçinecektir?! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Taze bir haber: “Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinde bir düğün töreninde atılan havai fişekler, 250 hektarlık buğday tarlasının kül olmasına neden oldu.”

Eski bir hadise: Bundan -yanılmıyorsam- beş altı yıl evvel ‘merdivenaltı’ tabir edilen bir havai fişek imalathanesinde meydana gelen patlamada ölen, yaralanan insanlar olmuştu.

Ve vaka-i âdiyeden hadiseler: Bu mendebur patlak yüzünden kuşlar depresyona giriyor, düşük yapıyor, korku ve panikle yurtlarını yuvalarını terkediyorlar, aile saadetleri sönüyor hatta ölüyorlar. Sebep? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Efendim bugünlerde ağzını açan, sözü medeniyete, irfana, oradan da Büyük Türkiye’ye getirmeden rahat edemiyor. Elhak, bu iddiaların içini doldurma iddası taşıyan çabalar da var ama neyi ne kadar inşa ettiğimiz, hangi bilinçle yola devam ettiğimiz konusunda hayli su götürür uygulamalar hiç de az değil.

Evet, biz bu işi daha önce yapmışız; Türk-İslam medeniyeti ikliminde Osmanlı İmparatorluğu eliyle göz kamaştırıcı bir medeniyeti insanlığa kazandırmışız. Fakat ne yazık ki son yüzyılda o medeniyetin izlerini yeryüzünden, köklerini zihnimizden söküp atma bedbahtlığını ortaya koyan da yine biz olmuşuz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Karadeniz bölgemizin coğrafi güzelliğini duymayan yoktur. Kıyı şeridi boyunca uzanan ve yer yer Anadolu’nun içlerine doğru da vadiler boyunca başını uzatıp ‘ben burdayım’ dercesine kendini gösteren yemyeşil bir coğrafya. Yıllar önce Samsun’dan Sarp sınır kapısına kadar kıyı boyunu bir kere görmek nasip oldu. Dönüşe yakın, kendi kendime dedim ki; burayı bir kere görmek yetmez, yeniden gelmek, görmek lazım!.

Şimdi düşünüyorum, şayet nasip olursa ikinci kere görmek de yetmeyebilir. Belki hedefi parçalara ayırıp herbirine üç-beş gün ayıracak şekilde bir seyahatler dizisi gerçekleştirmek lazım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: