Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Sağlık’ Category

Geçen haftaki yazımızdan öne çıkan bazı şeyleri hatırlarsak; “Hayvanlardan bitkilere/ağaçlara, kendileriyle ünsiyet peyda ettiğimiz diğer cansız varlıklara ve hatta kullandığımız eşyalara kadar bizimle hemhâl olan, hayatımıza bir katkısı olan her şeyin, biz o kadar üstünde durmasak da, anlam ve değer dünyamızda mutlaka bir karşılığı vardır.” demiş ve devam etmiştik;

“Ve yine biz dikkat etmesek de bizim onlara yaklaşımımızdan, önce etkilenir sonra o etkinin sonuçlarını bize tekrar yansıtırlar; ama az ama çok!.. Burası çok önemli.. Çünkü bizimle hemhâl olan her ‘şey’ kendi cirmiyle mütenasip şekilde bir nevî ‘hayat arkadaşımız’dır.”

En sonunda da (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Meğer ne dayanılmaz bir çiğköfte hayranlığımız varmış! Yıllar boyu bu duygumuzu nasıl da ustalıkla bastırmışız yahu! Aşk olsun bize! Çok şükür, hayırsever birileri leğeni koltuğa alıp öncülük etti de işi gücü çiğköfte satmak olan işyerleri ile tanıştık. Bu sayede, iki sıkım çiğköfte yemek için, ya bu konuda hüner sahibi bir dostun hamiyetini beklemek, yahut bazı lokantaların vitrinine iliştirilen “feşmekanca gün çiğköfte günüdür” levhasının işaret ettiği zaman dilimine mahkum olmaktan kurtulduk. Çarşı pazarımız,  maharetini kaptığı gibi yurdun dört bir yanından gelmiş, mütevazi bir dükkan donatıp heveslisine (dikkat buyurun; meraklısına veya erbabına demiyorum!) canı çektiği anda ziyafet sunmaya azimli esnafla doldu. Ne kadar minnettar olsak yeridir, berhudar olsunlar!

Ben yine de her ihtimale karşı; gerek bilmem nereli “filanca usta” olarak tanıtılan çiğköfte üstadlarının, gerekse bir çoğu “çiğ” renklerle boyanıp süslenmiş çiğköfteci dükkanlarının pıtrak gibi çoğalmasını gördükçe “bu işin altında bir iş var” diye epeyce kafa yordumsa da kesin bir sonuca varamadım. Bir dönem televizyonlarda sıra sıra yayınlanan Urfa Sıra Geceleri’nde bugünlerin alt yapısı mı hazırlandı, yoksa Meclis tavanına uzanan bir özgeçmişe mi sahip, henüz çözebilmiş değilim.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Birkaç ay önce hayvanlara yem almak için gittiğim bir yemcide öteye beriye yerleştirilmiş çuvalların içinde ne olduğuna bakarken, bir tanesinde “Tam Buğday Unu” etiketini gördüm. Birkaç kilo satın alıp eve getirdim.

Beş-altı yıldan bu yana ağırlıklı olarak kepekli, çavdar, karışık tahıldan yapılmış v.s. ekmekle ağırlık versek de hepsini fırından, çarşı-pazardan alıyorduk. Gün geçtikçe bu tür ekmekler hakkında da zihnimizde soru işaretleri çoğalmaya başladı. Bir gün zihnimde bu soru işaretlerini değerlendirirken “acaba kendi ekmeğimizi yapmayı denesem nasıl olur?” sorusuyla burun buruna geldim. Kısa bir tereddütten sonra bu ve buna bağlı yan sorulara fiili cevaplar vermeye koyuldum.

Prensibi şöyle koydum; eğer beyaz un, hazır maya, kabartma tozu v.s. kullanacaksam bu işe girişmemin hiç anlamı yok. Bırak zihnindeki o soru cevapsız kalsın!

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Daha önce de böyle bir şâyia vardı. “Bir tür böcek”ten elde edilen renklendirici maddenin bazı endüstriyel gıdalara-meşrubatlara katıldığı yazılıp çiziliyordu. Görünen o ki, benim gibi bu sektörün işleyişine yabancı olanlar açısından da bu durum artık şâyia olmaktan çıkmış ve vâkıa olarak kayıtlara geçmiştir.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Beslenme Meselesine Mühendis Gözüyle Bakış

Diyeceksiniz ki, bir mühendisin yeme-içme, beslenme ve diyet konusunda ne diyeceği olabilir? Acaba öyle mi!. Hele bir yazının tamamını okuyun, sonunda kararı verecek olan yine siz olacaksınız.

Aslında bir mühendisin her konuda derinliğine ahkam kesmesi beklenmez ama bir çok konuda söyleyecek iyi kötü bir kaç çift sözü olmasına da şaşmamak gerekir. Şöyle ki; iyi bir mühendis (kimse o!), aynı zamanda iyi bir gözlemcidir de.

Bendeniz de bu yazıda önemli bir konu olarak gördüğüm (bkz. ABD gibi gelişmiş ülkelerin bu konuya ayırmak zorunda kaldığı bütçe rakamları) beslenme meselesi etrafında bir kaç kelam etmek istedim. Eğer beslenme önemli bir konu ve buna bağlı olarak fazla kilolar ciddi bir sorunsa, ki öyledir, o zaman sorunun temel kaynağını anlamadan yapacağınız teşhis ve çözüm çabalarının da başarılı olma şansı iyice azalır. Sorunu geçici olarak ortadan kaldırmayı “çözüm” sayıyorsanız, ona diyecek bir şey yok.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Metal çaydanlığın “emzik” tabir edilen su boşaltma ağzı çaydanlık gövdesine genellikle lehimle sabitlenmiştir. Lehim malzemesinin erime sıcaklığı çaydanlık malzemesinin (alüminyum veya çelik) erime sıcaklığından çok daha düşüktür. Dolayısıyla, eğer çaydanlık gövdesi aşırı ısınırsa, ilk eriyecek olan, emziği gövdeye tutturan lehim malzemesidir.

Bunun önemi şuradadır. Çaydanlığın su ile temas eden kısımlarının sıcaklığı hiç bir zaman 100 derecenin üzerine çıkmaz. Ancak içindeki su azaldıkça, suya temas etmeyen cidarların sıcaklığı oldukça yüksek derecelere ulaşır. Eğer bu sıcaklık yükselişi lehim bölgesinde olursa, lehimin erime ihtimali çok yüksektir. Nitekim, bazan hiç bir darbe görmediği halde durup dururken çaydanlık emziğinin kopması veya lehim yerinden su kaçırmaya başlaması bu yüzdendir.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

%d blogcu bunu beğendi: