Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘Kültür-Sanat’ Category

 

Atını Nalladı Felek Düştü Peşimize. Kitabın adı bu. İlk duyduğumda ürpertti beni. Kendi kendime dedim ki; “Yahu bu nasıl bir söz! Adı bu olan bir kitabın münderecâtı kesinlikle lâletta’yin bir şey olamaz.” Ama acep ne ola ki? Vakit kaybetmeden temin edip okuma hissi uyandırdı bende. Derhal atımı nallayıp düştüm kitabın peşine..

Ulaşabildiğim kitaphane ve kütüphanelerde attan naldan bir iz yoktu. İnternette yaptığım araştırmadan da elle tutulur sonuç çıkmadı. Yalnız, yazarın Kirkor Ceyhan olduğunu öğrenip kitabın içeriği hakkında kısa bir arka kapak özetine muttali oldum. Bir gün elbet bir sahafta veya ekmeğinin peşinde el arabası ile eski kitap satan bir sokak satıcısında karşıma çıkar diyerek hevesimin atını yemleyip hana bağladım.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

İstanbul Boğazı’na takılan ilk gerdanlık (1974’te hizmete girmesinden itibaren uzun süre öyle anılageldi) olan 15 Temmuz Şehitler köprüsünün Topkapı Sarayı’ndan bakıldığında sol ayağı Ortaköy’den, sağ ayağı ise Boğaz’ın Anadolu yakasındaki Beylerbeyi’nden yükselir.

Gerçi tam bir yıl önce bugünlerde, ismi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen bu köprü gerdanlık olmaktan çıkıp milletin boğazını sıkan bir urgana dönüşmek üzereyken ciddi bedeller ödenerek -çok şükür- o bâdire atlatıldı. Biz de merhum Akif’in (daha&helliip;)

Read Full Post »

Nedir nâ-şâyeste olan derseniz; söyleyeceklerim, bu kelimeyi sıkça kullanan şairimizle alakalı olduğundan başlığa çekmeyi uygun gördüm. Medeniyetimizin söz şubesini inşa etmede çok harcı bulunan, birçoğumuzun bildiği, bir kısmımızın kısmen âşinâ olduğu, büyük bir kısmımızın da en azından adını duyduğu bir zât, Şanlıurfa’lı şâir Nâbî ile alakalı küçük bir mâruzâtım var..

Nâb’inin vasfı şairlikle sınırlı değil şüphesiz, fakat işin o kısmına ayrıca girmeyeyim; zaten kendi beyanıyla sabittir ki buna ihtiyacı da yok. Bakınız ne diyor; (daha&helliip;)

Read Full Post »

Şu ortamın gerginliği sona erse de ele alsak dediğim konular birikti. Takdir edersiniz ki, memleket asayişi alt-üst olmuşken sanki hiçbir şey yokmuş gibi suya sabuna dokunmadan yazmaya devam etmek de olmuyor. Zaten böyle zamanlarda ‘sakin konulara’ kimsenin dönüp baktığı da yok..

Aslında gündemin sıcaklığına gözümüzü kapamak doğru olmadığı gibi, doğrudan katkımızın olamayacağı hallerde gündelik faaliyetlerimizin çok fazla etkilenmesine izin vermek de doğru değil. Devletin ilgili kurumlarının işini yapıp yapmadığına bakıp, bundan emin olduktan sonra ‘temkinli bir ilgisizlikle’ işimize gücümüze devam etmek sade vatandalar olarak göstereceğimiz en doğru tavır olmalı. Bizim gibi heyecan katsayısı yüksek toplumlarda bu kolay bir iş olmasa da başarmaya gayret etmeliyiz..

Bu cümleden olmak üzere bu yazımda bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Malum, daha dumanı tüten geçen haftaki yazımın başlığı “Takdir Dilimize Yapışmaz!” idi. Elini ılıktan soğuğa vurarak bir iyilik yapanı ya da iyi bir iş yapanı takdir ve teşvik etmenin faziletlerinden bahsettik. Bu hafta da müsaadenizle bunu misallendirelim.

Ve yine malumdur ki, Türkoğlu ilçemiz yakın zamana kadar gerek nüfus gerekse gelişmişlik ve sosyal-kültürel seviye bakımından diğer ilçelerimize kıyasla oldukça sönük kalıyordu; hem de fiziki konumu ve ulaşım rahatlığı bakımından şehir merkezine en yakın ilçemiz olmasına rağmen bu böyleydi. Bunun sebepleri üzerinde uzun uzadıya tahliller yapılabilir ama esas konumuz bu değil, bunu şimdilik bir kenara koyalım.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Birine aradığı yeri/adresi iyi bildiğiniz yol üzerinden tarif edersiniz ama muhatabınızın orayı bulup bulamayacağı, sizin ağzınızdan çıkan sözlerin onun zihnine ulaştığında alacağı şekle bağlıdır. Eliyle koymuş gibi bulması da mümkündür; hiç alakasız yollara saparak, varması gereken yerden uzak düşüp gıyabınızda ‘saydırması’ da pekala ihtimal dahilindedir. Bilhassa teknik adamlar ve bu konunun önemini bilenler, eğer mümkünse lafzen söylediğini küçük bir kağıda basit çizgilerle bir tür ‘ilkel resim’ oluşturacak bir şema çizerek yolcunun eline tutuştururlar. Ki, yol boyunca ellerinde, güzergah ile kıyaslayıp doğru yolda olup olmadıklarını belirleyebilecekleri ‘yarı somut’ diyebileceğimiz bir araç olsun..

Bu yöntem, (daha&helliip;)

Read Full Post »

Karadeniz bölgemizin coğrafi güzelliğini duymayan yoktur. Kıyı şeridi boyunca uzanan ve yer yer Anadolu’nun içlerine doğru da vadiler boyunca başını uzatıp ‘ben burdayım’ dercesine kendini gösteren yemyeşil bir coğrafya. Yıllar önce Samsun’dan Sarp sınır kapısına kadar kıyı boyunu bir kere görmek nasip oldu. Dönüşe yakın, kendi kendime dedim ki; burayı bir kere görmek yetmez, yeniden gelmek, görmek lazım!.

Şimdi düşünüyorum, şayet nasip olursa ikinci kere görmek de yetmeyebilir. Belki hedefi parçalara ayırıp herbirine üç-beş gün ayıracak şekilde bir seyahatler dizisi gerçekleştirmek lazım. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »

%d blogcu bunu beğendi: